Anayasa Mahkemesi’nin KVKK Kabahatleriyle İlgili Kritik Kararı
Anayasa Mahkemesi, 2020/32193 kararıyla KVKK kabahatleriyle ilgili kritik bir karar verdi.
Uyuşmazlığın odağı alenileştirilmiş kişisel verilerin işlenmesi. Bir sigorta şirketi internette yer alan kişisel verileri teklif oluşturmak amacıyla işlemiştir. İlgili kişi şikayetle işlemenin alenileştirme iradesine uygun olmadığını iddia etmiş ve şirket aleyhine işlemenin alenileştirme amacına aykırı kullanıldığı gerekçesiyle KVK Kurulu tarafından idari para cezası uygulanmıştır. Konu bireysel başvuru yoluyla Anayasa Mahkemesi’ne taşınmıştır.
İhtilaf, alenileştirme iradesi kıstasının hukuki dayanağıdır. Anayasa Mahkemesi, alenileştirme iradesine yönelik kısıtlamanın KVKK’da yer almayıp Kurum rehberlerine dayalı ve idare yorumuyla getirilmiş olmasını hukuka aykırı bulmuştur.
Esasında Kabahatler Kanunu’nun m. 4/2 uyarınca, kabahat karşılığı olan yaptırımların türü, süresi ve miktarı, ancak kanunla belirlenebilir. Bu yetki mutlak şekilde yasamaya ait bir yetkidir. Bu durum kanun koyucunun açık tercihidir ve idari işlemle yeni yaptırım getirilmesi hukuka aykırıdır. Tıpkı ceza hukukunda olduğu gibi kabahatler hukukunda da kıyas yasaktır. İdare yeni bir kabahat ihdas edemeyeceği gibi mevcut kabahati yorum yoluyla genişletici şekilde uygulayamaz. Kabahatlerin kıyas yoluyla belirlenmesine yönelik yasağa ilişkin Danıştay kararları da istikrarlıdır.
Önemle altını çizmek gerekir k, her KVKK ihlali idari para cezası yaptırımıyla cezalandırılmamaktadır! Bu açık bir gerçekliktir! Kanun koyucu, KVKK’da sınırlı sayı prensibine göre beş kabahati belirlerken yalnızca önemli ihlallere yoğunlaşılmasına yönelik bir politik tercihte bulunmuştur ve bu tercihini de normatif olarak mevzuata yansıtmıştır. Kanun koyucunun açık tercihi idarenin yorumuyla ortadan kaldırılamaz.
Esasında bugüne kadarki temel sorun neredeyse her KVKK aykırılığına 12. maddeye aykırılıktan dolayı idari para cezası kesilmesiydi. Bu uygulama Türk kabahatler hukukuna hakim olan temel ilkeleri ihlal etmektedir.
Kabahatler hukukumuz ceza hukuku ilkelerine dayalıdır. Yorumla kabahat genişletilemez. İdarenin kabahat sınırını genişletici yoruma tabi tutması açıkça hukuka aykırıdır. 2024 değişikliklerinde kanun koyucunun özel nitelikli veriler için alenileştirme iradesini (m 6/3(ç)) açıkça araması yasama tercihidir.
Peki, Kurum rehberlerinin bağlayıcı kural olarak yaptırıma esas alınmasının hukuka uygunluğu nedir? Rehberler yol gösterici yumuşak hukuk kurallarıdır. Bu tür belgeleri yaptırıma esas almak, atipik düzenleme olarak bu belgelerin yönetmelik olarak değerlendirme neticesi doğurur. Böyle bir düzenlemenin idari şekil şartlarına uyması gerekir. Aksi durum rehberlerle yönetmelik ihdası manasına gelir. Karar bu açıdan da isabetlidir.
Kişisel verilerin korunması ne kadar meşru bir hak ise kişisel verilerin işlenmesi de aynı ölçüde meşru bir haktır! Kabahatlere ilişkin kurallara temel haklar ekseninde aynı şekilde riayet etmek gerekir.
Anayasa Mahkemesi kararı yerindedir.
Sorunu ortadan kaldırmak için KVKK Reformunda tıpkı GDPR’da olduğu gibi kapsamlı bir kabahat reformunun yapılması zaruridir…
Kararın tam metni için bkz. https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2026/06/20260616-9.pdf