İdare Hukuku ve Kişisel Verilerin Korunması Hukuku Bağlamında İstanbul Valiliği’nin Gıda Güvenliği Amaçlı Ses ve Görüntü Kaydı Kararına İlişkin Değerlendirme
20 Kasım 2025 tarihinde İstanbul Valisi Davut Gül’ün başkanlığında düzenlenen Gıda Güvenliği Toplantısı düzenlendi. Bu toplantıda İstanbul’da gıda güvenliğine ilişkin yürütülen çalışmalar, alınan önlemler ve denetimler değerlendirildi.
Bu toplantı neticesinde tüm işletmelerde 24 saat kesintisiz ses ve görüntü kaydı yapılması ve tüm kayıtların 30 gün süreyle muhafaza edilmesi zorunluluğu getirildi.[1]
Her şey KVKK değildir ama bu aralar KVKK neredeyse her şey!
İdari işlemi unsurlarına ayıralım:
Amaç: Gıda güvenliğini sağlamak
Araç: Tüm işletmelerde 24 saat kesintisiz ses ve görüntü kaydı yapılması ve tüm kayıtların 30 gün süreyle muhafaza edilmesi zorunluluğu
Şimdi, KVKK diye bir düzenlememiz var. Ama KVKK’ya başvurmadan evvel Türk idare hukuku esaslarımız var.
Kesintisiz ses ve görüntü kaydı yoğun bir kişisel veri işleme süreci içermekte. Bu tür bir gerekliliğin öncelikle temel hak ve hürriyetlere müdahale niteliği olduğu için kanunla düzenlenmesi gerekir. Dolayısıyla seçilen enstrümanda bir isabetsizlik vardır.
İdarenin her işleminin ölçülü olması ve kamu yararını sağlaması gerekir. Ölçülülüğün en temel unsuru elverişlilik. İdarenin seçtiği aracın amacı geliştirmeye elverişli olması gerekir. Elverişsizlik haliyle ölçüsüzlüğe yol açacağı için idari işlem bu sebeple de sakat olacaktır.
Ses ve görüntü ayrımı da yapılmalıdır. Kesintisiz ses, ortamdaki ilgili/ilgisiz herkesin kişisel verisinin işlenmesine yol açacağı için elverişsizliği ve orantısızlığı tartışmasız gündeme getirecektir. Salt görüntü için ise elverişlilik tartışılabilir tabii ki.
KVKK açısından ise: bu talimat ses/görüntü kayıtlarının alınması bir idari zorunluluk olarak nitelendirildiğinde daha önce belki de meşru menfaat olarak nitelendirilen bir işleme KVKK’nın 5. maddesindeki hukuki yükümlülüklerin yerine getirilmesi için zorunlu olma hukuki işleme sebebine dayalı olacaktır.
Peki, ilkeler açısından durum nedir? Hukuki işleme sebepleri ilk aşama. İkinci aşama ilkeler. Ölçülülük de bir KVKK temel işleme ilkesidir. Aynı test KVKK için de uygulanırsa bilhassa ses kaydı için yine bir elverişsizlik ve orantısızlık söz konusu olacaktır.
Sorun nedir? Kanunla yapılması gereken bir işlemin idari işlemle yapılmaktadır. Tepkisel düzenleme yapılmaktadır. İğne hassasiyetiyle sürdürülmesi gereken bir konuda çekiçle müdahale edilmektedir. Risk analizinin gereğince yapılmamaktadır.
Binlerce işletmenin ses kaydı yapması için gereken altyapı maliyeti, siber güvenlik riskleri, bunların yönetimi ve oluşan ses kayıtlarının istihbari değeri de ayrı bir tartışma konusudur.
Gıda güvenliğinin sağlanmasında üstün bir kamusal yarar vardır. Ancak kullanılan araç hem yanlış hem de elverişsizdir.
Kısaca, bu idari işlem açıkça hukuka aykırıdır. Ama her idari işlem gibi hukuka uygunluk karinesi gereğince iptal edilinceye kadar hukuk gündemimizde var olmaya devam edecektir. Takip etmekte fayda var…
Ses gitti, görüntü kaldı…
İstanbul Valiliği Gıda Güvenliği toplantısı sonrasında tüm işletmelerde 24 saat kesintisiz ses ve görüntü kaydı yapılması ve tüm kayıtların 30 gün süreyle muhafaza edilmesi zorunluluğu getirilmişti.
Akabinde ilginç bir gelişme oldu. Ajanslar ve Twitter gibi tüm mecralarda “ses ve görüntü kaydı” ibaresi dururken, İstanbul Valiliğinin resmi web sitesinde “ses ve” ibaresinin kaldırıldığı görüldü.
Resmi bir açıklama yok tabii ki. İçeriğe göre yorum yapılırsa; ses verisinin toplanmaması için yeni bir karar alındı. Görüntü için ise devam denildi.
Peki, bu haliyle aşağıdaki değerlendirmeler değişti mi? Aslında görüntü için de değişen yok. Temel hak ve hürriyetlere müdahale ancak kanunla olur. Elverişlilik açısından da aynı ölçüsüzlük devam ediyor.
Kısaca, ses gitti; görüntü kaldı!
Kaynaklar:
[1] http://www.istanbul.gov.tr/gida-guvenligi-toplantisi-yapildi